Evrenin Sonu: Bir Duvar mı, Yoksa Sonsuz Bir Döngü mü?
Sezgilerimiz der ki; genişleyen bir şeyin, genişleyebileceği bir "boşluğa" ihtiyacı vardır. Bir balon odanın içinde, oda bir binanın, bina bir şehrin, şehir bir dünyanın, dünya ise evrenin içindedir. Peki, evren neyin içine genişliyor?
Evren bir patlamayla doğmadı; fakat doğduğu andan beri uzayın kendisi her yerde aynı anda genişliyor. Hayatımız boyunca büyüyen ne görsek, onun bir sınırı olduğunu da gördük. Peki evrenin bir sınırı var mı? Eğer varsa, oraya gittiğimizde ne görürdük? Bir gün son teknoloji bir uzay gemisine binip, hiç sapmadan, mutlak ve düz bir çizgide evrenin sonuna kadar gidebilme imkanımız olsaydı nihayetinde nereye varırdık? Aşamayacağımız fiziksel bir duvar olabilir miydi? Bir noktada evren aniden biter miydi, yoksa sonsuza kadar devam mı ederdi?
Bugün biliyoruz ki evren, yaklaşık 14 milyar yıl önce bir başlangıca sahipti ve o günden beri durmaksızın genişliyor. Ancak sezgilerimiz hemen şunu soruyor: Genişleyen bir şeyin bir kenarı da olmalı, değil mi? Bu soruya cevap ararken genellikle ışığın sınırına çarpıyoruz. Bugün ışığını görebildiğimiz en uzak galaksilerden gelen sinyaller, yaklaşık 13,8 milyar yıldır yolda. Fakat evren bu süre boyunca durmadı, genişlemeye devam etti. Bu yüzden o galaksiler bugün bizden yaklaşık 45 milyar ışık yılı uzakta bulunuyor.
İşte bu nedenle gözlemlenebilir evreni, yarıçapı yaklaşık 45 milyar ışık yılı olan kozmik bir küre gibi düşünebiliriz. Bu bizim için bir kenardır; ancak bu uzayın kenarı değil, zamanın kenarıdır. Geçmişe bakmaya devam ediyoruz, ta ki bakacak bir geçmiş kalmayana kadar.
Gece yarısı, okyanusun ortasında giden dev bir gemide olduğunuzu hayal edin. Elinizde güçlü bir fener var. Feneri denize doğru tuttuğunuzda ışığın ulaştığı, dalgaları ve köpükleri gördüğünüz o aydınlık daireye bakıp "İşte okyanusun sonu burası" diyebilirsiniz. Işığın bittiği yerdeki o karanlık duvar, sanki okyanusun bittiği yerdir. Ama aslında bu bir kenar değil, sadece fenerinizin gücünün yettiği sınırdır. Bu sınır suyun bittiği yer değil, ışığın size haberi getirebildiği son noktadır. Ve bu, daha güçlü bir fenerle aşılabilecek bir sınır değildir.
Gerçek evrenin çok daha büyük olduğu kesin gibidir ancak burada iki ana seçenek karşımıza çıkar: Evren ya çok büyük ama sonlu ya da gerçekten sonsuzdur.
Sonlu bir evren fikri ilk bakışta basit görünür. Eğer evren sonluysa, teorik olarak onu devasa bir kutuya sığdırabilirdik. Ancak zihnimizi asıl zorlayan soru şudur: Eğer evren sonluysa, kenarı nerede? Eğer evrenin bir sonu varsa, okyanusun bittiği yerde dev bir uçurum gibi bir "kozmik duvar" olması gerekir. Tanımı gereği "her şey" demek olan evrenin dışında ne olabilir? Hiçlik mi? Ama hiçlik de evrenin içine dahil değil midir? "Her şeyin dışı" demek, mantıksal bir boşluğa düşmek gibidir.
Neyse ki fizik bize sınırı olmayan ama yine de sonlu olan bir evren modeli sunabiliyor. Bunu anlamak için okyanustaki gemimize geri dönelim. Bu kez feneri kapatın ve geminizi hiç yön değiştirmeden mutlak bir düz çizgide sürün. Saatler, günler, aylar geçiyor... Ne bir duvara çarpıyorsunuz ne de bir uçuruma düşüyorsunuz. Okyanus bitmiyor gibi görünüyor. Ancak yol almaya devam ettiğinizde, bir süre sonra ufukta tanıdık bir siluet beliriyor: Az önce arkanızda bıraktığınız kıyı.
Okyanus sonsuz değildi, ölçülebilirdi; ama bir kenarı da yoktu. Siz düz bir çizgide ilerlediğinizi sanırken aslında küresel bir yüzey üzerinde farkında olmadan bir çember çiziyordunuz. Dünya sonsuz değildir ama bir kenarı da yoktur. İşte evren de tam olarak böyle bir geometrik hile kullanıyor olabilir. İçinde yaşadığımız üç boyutlu uzay, aslında bizim doğrudan algılayamadığımız bir şekilde kendi üzerine bükülmüş olabilir. Bilim dünyası bunu "Hiperküre" olarak adlandırıyor.
Eğer bir uzay gemisiyle rotanızı hiç kırmadan milyarlarca yıl giderseniz, bir kenara ulaşmaz veya bir boşluğa düşmezsiniz. Sınır yoktur, dışarısı yoktur; sadece kendi içine kapalı bir döngünün içinde, sonlu bir hacimde sonsuza dek yol alırsınız. Uzay; sonlu ama sınırsız olacak şekilde simit gibi kendi üzerine sarılmış veya daha karmaşık geometrilerle kendi üzerine kapanmış olabilir. Tüm bu modeller aynı temel fikri söyler: Evren sonlu olabilir ama bir kenarı olmak zorunda değildir. Ve bu yüzden, böyle bir evren bize sonsuzmuş gibi görünebilir.
Peki, evren gerçekten böyle mi? Dünyanın küre olduğunu kenarına giderek değil, ufkun davranışına bakarak anlayabiliyoruz. Uzaklaşan bir geminin önce alt kısmını, sonra üst yapısını görüşten kaybetmesi bize eğilen bir yüzeyi kanıtlar. Bilim insanları evren üzerinde benzer bir "evren ufku" aradıklarında, uzayın kendi üzerine kıvrılıp kıvrılmadığını gösterecek izler peşine düştüler. Eğer evren kendi üzerine bükülmüş olsaydı, aynı yapıları ve desenleri gökyüzünün farklı yönlerinde tekrar ederken görmemiz gerekirdi. Ancak bugüne kadar böyle bir iz bulunamadı.
Bu durum bize iki ihtimal bırakıyor: Ya evren gerçekten düz ve sonsuzdur ya da evren sonludur ama o kadar büyüktür ki biz onun sadece çok küçük bir parçasını görebiliyoruz. Tıpkı bir insanın şehre baktığında dünyanın eğriliğini fark edememesi gibi, evren de bizim ölçemeyeceğimiz kadar devasa bir ölçekte bükülüyor olabilir.
Sonlu bir evren fikri bizi rahatlatsa da, ikinci büyük ihtimali düşünmek zorundayız: Ya evren gerçekten sonsuzsa?
Sonsuzluk beraberinde ürkütücü bir matematiği getirir. Gemimize tekrar bakalım; o odun parçaları, çiviler ve halatlardan oluşan sınırlı sayıda parçanın birleşimidir. Doğa da aslında devasa bir Lego seti gibi çalışır. Elinde hidrojen, karbon ve oksijen gibi sınırlı sayıda "parça" vardır. Eğer bu parçaları yüzdürebileceğiniz alan sonsuzsa, matematik bize şunu fısıldar: Aynı parçalar, aynı dizilimler ve aynı düzenler, yeterince büyük bir alanda kaçınılmaz olarak tekrar eder. Bu sonsuz okyanusta yeterince uzun süre yol alırsanız, sizinle tıpatıp aynı bir geminin, güvertesinde tıpatıp sizin gibi duran birinin çıkması bir hayal değil, sonsuzluğun kaçınılmaz bir sonucudur.
Modern kozmoloji modellerinin çoğu, ucu bucağı olmayan bir evreni işaret ediyor. Ancak bir başlangıcı olan ve sürekli genişleyen bir şey nasıl aynı zamanda sonsuz olabilir? Zaten her yönde sonsuz olan bir şey nasıl daha da büyüyebilir? Genişleyen şey dışarıya doğru taşmıyor; bizzat uzayın kendisi, kendi derinliğinde daha fazla yer açıyor.
Burası mantığın sustuğu yerdir. Belki de evren, sezgilerimizle birlikte var olan bir yer değildir. Bakış açımız onu anlamaya değil, ancak tanıklık etmeye yetiyordur. Gördüğümüz o zifiri karanlık, belki de dokunamayacağımız bir şey değil; ne kadar içinde olduğumuzu fark edemediğimiz bir bütünün parçasıdır.
Ucu olmayan bir tünelde sonsuza dek yürümek mi daha ürkütücü, yoksa tünelin sonunda aslında hiçbir şey olmadığını bilmek mi? Şu anda bu fikirlerin hiçbiri tam olarak kanıtlanabilir değil. Eğer evren gerçekten sonsuzsa, bunu asla kesin olarak bilemeyebiliriz. Ama bildiğimiz bir şey var: Bu karanlıkta küçük bir fener taşıyor olmamız yolculuğu anlamsız kılmaz. Sonsuzluğun içinde bir nokta olsak da, evrenin kendi kendini anlamaya çalışan bir parçası olarak bakmaya, merak etmeye ve yelken açmaya devam ediyoruz.
Kaynaklar ve derin okuma;
1. NASA - Evrenin Şekli ve WMAP Verileri (Düzlük Kanıtı) https://map.gsfc.nasa.gov/universe/uni_shape.html
2. ESA - Planck Misyonu (Kozmik Mikrodalga Arka Plan ve Ufuk Çizgisi) https://www.esa.int/Science_Exploration/Space_Science/Planck/Planck_and_the_cosmic_microwave_background
3. Hubble Site - Evrenin Genişlemesi ve Kozmoloji https://hubblesite.org/science/cosmology
4. Scientific American - Evren Sonlu mu Sonsuz mu? (Geometri ve Topoloji) https://www.scientificamerican.com/article/is-the-universe-finite-or-infinite/
5. MIT / Max Tegmark - Paralel Evrenler ve Matematiksel Tekrarlar (Akademik Makale) https://space.mit.edu/home/tegmark/multiverse.pdf
6. CERN - Erken Evren ve Büyük Patlama Başlangıcı https://home.cern/science/physics/early-universe
7. Stanford Felsefe Ansiklopedisi - Kozmoloji ve Bilgi Sınırları https://plato.stanford.edu/entries/cosmology-methodological/
8. Nature Journal - Evrenin Şekli: Planck Verileri Üzerine İnceleme https://www.nature.com/articles/s41550-019-0906-9
9. NASA - Laniakea ve Dev Çekici (Galaktik Hareketler) https://www.nasa.gov/mission_pages/hubble/science/laniakea.html
10. Britannica - Çoklu Evren (Multiverse) Teorileri https://www.britannica.com/science/multiverse



